Kontrol odağı konusu öz-etkinlik ile bağlantılı bir konu ancak ikisi aynı şey değiller. Kontrol odağı bireyin başından geçenler ile ilgili kontrolü kendisinde mi yoksa dış güçlerde mi gördüğünü belirtir, kısaca.

Kontrol odağı bir bireyin kendi hayatının kontrolünde hissedip hissetmediğidir de diyebiliriz. Bir insanın ya içsel ya da dışsal kontrol odağı olabilir. Dışsal kontrol odağı olan bireyler olayları kendisinin değil dışarıdan gelen etkilerin kontrol ettiğine inanır.

Eğer Mert dışsal kontrol odağına sahip bir çocuksa sınavdan düşük not aldığında “Hoca çok zor sordu. Çalışmadığım yerden geldi. Zaten ben çok şanssızım.” gibi kendinin dışındaki faktörlere anlam yükleyecektir. Eğer sınavdan yüksek not alsaydı da “Şansım yaver gitti. Zaten sınav çok kolaydı. Hoca bol not vermiş.” gibi yine kendi kontrolünün dışındaki etmenlere bağlayacaktı.

Kontrol odağının dışarıda olması sağlıklı ve güçlü bir psikolojik yapı için tercih edilen bir durum değil. Buna karşılık içsel kontrol odağında birey kendisinin kontrol sahibi olduğunu düşünür. Hayatı üzerinde kontrol sahibi hissetmek de daha güçlü bir psikoloji için oldukça önemlidir.

Eğer Mert içsel kontrol odağına sahip olsaydı, sınavı kötü geçtiğinde “Yeterince çalışmadığım için böyle oldu. Dersleri daha iyi dinleseydim daha iyi bir not alabilirdim. Demek ki verimli çalışmamışım.” gibi kendine yönelik açıklamalar getirecekti. İyi geçtiğinde de “Çalıştığım için oldu. Sonuçta bu dersi seviyorum daha rahat anlıyorum.” gibi kendi kontrol edebileceği etkenlere bağlayabilir.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki dışsal kontrol odağına sahip insanlar, öğrenilmiş çaresizliği içsel kontrol odağına sahip olanlardan daha çok yaşıyor. Bir diğer değişle, olayları kontrol edemeyeceğinize inanıyorsanız, kaybetmeye dünden hazır oluyorsunuz. Ama tıpatıp aynı durumda eğer kendinize inanıyor, hayatınızın üzerinde bir kontrolünüz olduğuna inanıyor olursanız başınıza gelen negatif olaylardan sonra hemen kaybetmeyi, bundan sonra hep kaybetmeyi öğrenme ihtimaliniz azalıyor.

Bir başka araştırmada da insanların başlarından geçen stresli olaylar ile depresyon arasındaki ilişkiyi incelediklerinde kontrol odağının sonuçları etkilediğini buluyorlar.

Örneğin Leyla Hanım da Tuana Hanım da tıpatıp aynı stresli zamanlardan geçiyorlar, Leyla Hanım dışsal kontrol odağına sahipken Tuana Hanım içsel kontrol odağına sahip. Stresli zamanlardan geçen Leyla Hanım kendini çaresiz hissedecek, çünkü elinden bir şey geleceğine inanmıyor, buna karşılık Tuana Hanım “Acaba neler yapabilirim bu stresli zamanları daha kolay atlatmak için?” diyebileceğinden ötürü depresyona girme riski çok daha az olacak.

Yapılan bir başka araştırmaya göre de kontrolün kendi elinde olduğunu düşünenler hem daha sağlıklı yiyecekler tüketiyor hem de daha çok spor yapıyor. Vurgulamak istiyorum, kontrol kimin elinde önemli değil, önemli olan bireyler kontrolün kendi ellerinde olduğuna inanıyor mu? Ayrıca kontrolün kendi ellerinde olduğuna inanan kadınlar sağlıklı seçimleri daha çok keyif aldıkları için yapıyorlar. Yani kilo vermek gibi ikincil amaçlar değil, tamamen bu davranışları yapmanın kendisinin verdiği hisler daha güzel olduğu için. Erkeklerde ise durum daha değişik, onlar sağlıklı seçimleri verdiği faydadan daha fazlasını bekleyerek yapıyorlar. Yani “Hayatımın kontrolü benim elimde” diye inanan bir kadın kendini iyi hissetmek için salata yerken, erkek “Bu akşam salata yedim” diyip biraz fazla sağlık beklentisine girebilir, tek bir salata için. Aynı şekilde kontrol odağının içsel olduğuna inanan bireyler ile dışsal olduğuna inanan bireylerin sağlıklı alışkanlıklarını karşılaştırdığında araştırmacılar, aralarında %40’lık bir fark bulmuşlar. Bu demektir ki eğer hayatınız üzerinde kontrol sahibi olduğunuza inanıyorsanız, sizin sağlıklı tercihler yapma olasılığınız artıyor. Ama eğer zaten elimden bir şey gelmiyor diye daha yola çıkmadan kendinizi durdurduysanız sağlıklı tercihler yapacak motivasyonunuz da olmuyor, neden zaten bir tercih yapasınız ki? Tercihlerinizi siz kontrol etmiyorsunuz, dışarıdan güçler kontrol ediyor değil mi?

Hayatınızın kontrolü kendi elinizde hissetmeniz sizin daha başarılı ve sağlıklı olmanızı yaptığınız davranışlar üzerinden sağlayacaktır, ama bunun bir de daha derin etkileri var. İhtiyaçlar teorisine göre otonomiye ihtiyaç duyarız. Yani kendi hayatımızın kontrolünde hissetmek bizim içten içe istediğimiz bir şeydir. Negatif bir olaydan ne kadar etkilendiğimizi o olayın karşısında ne kadar kontrol sahibi hissettiğimiz de belirler. Eğer eliniz kolunuz bağlı elinizden hiçbir şey gelmiyor hissederseniz o zaman olaylardan daha çok etkileneceksiniz. Çocuklar için de bu aynı şekilde, kendilerini güçsüz, çaresiz ve belirsizlik içerisinde hissettiklerinde olaylardan en çok etkilenirler. Bu yüzden kilo verme ya da derslere çalışma bir yana, sırf kendinizi daha iyi hissetmeniz için kontrolün kendi elinizde olduğunu kendinize zaman zaman hatırlatmanız gerekiyor. Çünkü içsel odaklı iseniz daha az stresli olacaksınız.

Kendi kontrol odağınızı merak mı ediyorsunuz? Julian B. Rotter tarafından yaratılan ölçeğin kısa versiyonunu buradan bulabilirsiniz. Normalde 29 madde olan ölçeğin faktör analizi sonucu çıkan 9 maddeyi çıkarttım. Bilgilenmeniz için sizinle paylaşıyorum. Elbette bu herhangi bir teşhis anlamı taşımamakta, sadece konuyu daha iyi anlamanız, ve kendinizi bir adım daha tanımanız için örnek oluşturmakta. A seçenekleri çoğunlukta ise dışsal kontrol odağına, B seçenekleri çoğunlukta ise içsel kontrol odağına yatkınlığınız var demektir.

 

TL;DR

Kontrol odağı olayları seçimleriniz mi etkiler yoksa kader gibi elinizde olmayan şeyler mi belirler buna inancınızı ifade eder.

Dışsal kontrol odağı olanlar ne başarılarını ne de başarısızlıklarını üstlenirler. Daha stresli olurlar ve depresyon riskleri daha fazladır.

İçsel kontrol odağı olanlar hayatları üzerinde kontrol sahibi hissederler. Böylece daha sağlıklı alışkanlıklar seçerler ve daha az stresli olurlar.

Referanslar

Abouserie, R. (1994). Sources and levels of stress in relation to locus of control and self esteem in university students. Educational psychology,14(3), 323-330.Anderson, C. R. (1977). Locus of control, coping behaviors, and performance in a stress setting: a longitudinal study. Journal of Applied psychology,62(4), 446.

Chou, K. L., & Chi, I. (2001). Stressful life events and depressive symptoms: social support and sense of control as mediators or moderators?.The International Journal of Aging and Human Development52(2), 155-171.

Cobb-Clark, D. A., Kassenboehmer, S. C., & Schurer, S. (2014). Healthy habits: The connection between diet, exercise, and locus of control. Journal of Economic Behavior & Organization98, 1-28.

Hiroto, D. S. (1974). Locus of control and learned helplessness. Journal of experimental psychology102(2), 187.

Lange, R. V., & Tiggemann, M. (1981). Dimensionality and reliability of the Rotter IE locus of control scale. Journal of personality assessment, 45(4), 398-406.

Rotter, J. B. (1966). Generalized expectancies for internal versus external control of reinforcement. Psychological monographs: General and applied,80(1), 1.

Steptoe, A., & Wardle, J. (2001). Locus of control and health behaviour revisited: a multivariate analysis of young adults from 18 countries. British journal of Psychology92(4), 659-672.