İnsan beyni 3 katmandan oluşuyor: Düşünen beyin, duygusal beyin ve sürüngen beyin. Bu yazıda bu 3 katmandan bahsedeceğim, herhangi bir psikoloji eğitiminden geçmemiş kişilerin de hâkim olabileceği bir dilde yazmaya gayret edeceğim. Yazıyı okuduğunuzda neden bazen planlarınıza ters davranıyorsunuz, neden eşiniz mantıksız tepkiler veriyor ya da neden tatlı gördüğünüzde dayanamıyorsunuz gibi şeyleri daha iyi anlayacaksınız.

İlk önce biraz beyin anatomisinden bahsedeceğim, ardından da “Bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak” örnekleri vereceğim.

Bunun konumuzla ne alakası var

Özellikle rutin davranışları yani alışkanlıkları yöneten beyin bölgesinden bahsediyorum. Beyin katmanlarının farklı görevleri sayesinde “Neden böyle davranıyorum” sorusu açıklığa kavuşuyor. Diyeti bozuyorsanız bu eski beyninizin işi.

Beyin denince akıllara gelen görsel bu, girintiler çıkıntılar olan kocaman pembe bir kütle. Ama aslında ortadan kesip açtığınızda içerisinde farklı katmanlar ve kısımlar olduğunu görürsünüz. Bu katmanlar sırasıyla sürüngen beyin, duygusal beyin ve yeni beyin, diğer bir adıyla düşünen beyin. Sürüngen ve duygusal beyin birlikte eski beyini oluşturuyor.

2brain

 

Sürüngen beyin

reptillian brian1

Kırmızı ile gösterili alan, nefes alma, kan basıncı gibi hayati fonksiyonları kontrol eder. Ama yanı sıra bazal ganglion da konum itibariyle sürüngen beyinin içinde bulunmasa da oldukça bağlantılıdır, rutin davranışlar ve alışkanlıklar da buradan yönetilir. Sürüngen beyinin zaman kavramı yoktur, şimdi ve buradadır, sabırsızdır. Freud’un sözlüğünden terim alacak olursak sürüngen beyin id’dir. Ertelenmiş hazdan anlamadığı için o çikolatayı hemen yemek ister. Altın azıcık yükselmeye başladığı an koşup bozdurmak ister, birisi canını sıktığında hemen kavga çıkarmak ister.

Bazal ganglion öğrenme ve bağımlılık konusunda merkezi bir beyin bölgesi. Burada öğrenmeden kastettiğim ama matematik öğrenmek değil, ‘eğer tatlı bir şey yersen enerjin artar’ı öğrenmek. Yani neler öğrendiğinizi bilmeden öğrenir bazal ganglion, koşullanma üzerinden çalışır. Bu yüzden motivasyonunuz sizi ödüllendiren şeyler yapmak üzerine olur ve sizi cezalandıran şeyler yapmaktan kaçınırsınız. (Burada duygusal beyin ile birlikte çalışıyor oluyor) Ayrıca “Eroin ile şeker beynin aynı bölgesini etkiliyor!” diye okuyucuyu oltaya takmayı hedefleyen yazılar var ya, işte bazal ganglion’dan bahsediyorlar.

Duygusal beyin

emotional brain1

Mor ile gösterilmiş alan. Kabaca memelilerle birlikte ortaya çıkmıştır. Bir diğer adı da limbik sistemdir. İşte burası duygularınızın merkezi, başkahramanı amigdala. Aynı zamanda hipokampus da limbik sistemin hafızadan sorumlu modülü. Siz gülümseyerek çocukluk anınızı hatırladığınızda amigdala ve hipokampüs iş üzerinde oluyor. Aynı zamanda bazal ganglionla birlikte koşullanma amigdala sayesinde olur. Siz bir tercih yaparken bu tercihi etkileyen bilinçaltınız işte bu limbik sistem. Eskiden öğrendikleriniz, duygularınız, anılarınız, siz farkında olmadan gelecekte alacağınız kararları etkiliyor.

 

 

Örneğin Mert matematik sınavından yüksek not aldığında annesinin mutlu olup ona dondurma aldığına şahit olursa birkaç defa şunları öğrenir:

  1. “Annemi mutlu etmek için sınavlardan yüksek almalıyım” (O yüzden çocuklara koşullu mutluluk vermemek çok önemlidir, sırf kendileri olduğu için de mutlu olduğunuzu sevdiğinizi göstermeniz gerekir.)
  2. “Dondurma yemek bir ödüldür. İyi şeyleri tatlı ile ödüllendiririm.” (O yüzden yiyecekleri ödül olarak kullanmak yetişkin hayatta yiyecekler ile sağlıksız bir ilişkiye yol açabilir. Dondurma vermek yerine bir başarı elde ettiğinde yaşadığı pozitif hislere odaklanması sağlanmalıdır, böylece motivasyonu dışarıda değil içeride aramayı öğrenir.)

Ve gelecekte kendisini başarısız gördüğünde bilinçaltı artık annesinin onu sevmeyeceğinden korkmaya başlayabilir. Ya da “Bugün spor yaptığıma göre kendimi bir dilim pasta ile ödüllendirebilirim” “Bugün çok stresli bir gündü, karamel frappuccino’yu hak ediyorum” diyen ve kilo problemleri yaşayan bir yetişkin olabilir.

Kısaca sürüngen beyin ve duygusal beyin eski beyni oluşturur ve eski beyin çooook önemlidir.

Eski beyninizi iyi eğittiğiniz takdirde çok güzel yardımcı olur size, çünkü otomatiktir. Düşünmeden sağlıklı davranışlarda bulunmanızı sağlayacak kısım odur. Ama anlaşamazsanız da tam bir düşmandır yeni beyninize. Siz kendiniz için güzel bir karar vermişken o araya girer, kendi bildiğini okur. Eski beyinin gücünden şüphe etmeyin, en stresli, en yorgun kısaca enerjinizin en az olduğu zamanlarda davranışlarınıza o hâkim.

Yeni beyin

thinking brain1

Mavi ile boyalı alan. İşte insanı insan yapan da burasıdır. Özellikle prefrontal korteks denilen alanı bana kalırsa en önemli alan. Prefrontal kortex sizin plan yapmanızı, hazzı ertelemenizi, gelecek kararları almanızı sağlayan kısımdır. Örneğin DEHB olan bireylerde prefrontal kortex hacminin daha küçük olduğu bulunmuştur. DEHB olan biri ile vakit geçirdiyseniz fark etmişsinizdir, söz kesmeye daha yatkındırlar, ilgilerini çeken bir şey gördüklerinde hemen davranırlar, kısaca daha şimdi ve burada, hemen olsun yaşayabilirler. Çünkü davranış planlamasında nispeten daha az işlem gücü olan bir prefrontal kortexleri var, en azından bilimin bugünkü görüşü bu yönde.

Buradaki resme bakacak olursanız bu yukarıda bahsettiğim alanların birbiri ile bağlantılı olduğunu, birlikte çalıştığını göreceksiniz.

pfc
PFC: Prefrontal korteks

HYP: Hipotalamus, hormonlarınızı yönetir

AMY: Amigdala, duygularınızı yönetir

Brain stem: Bazal ganglion ile bağlantılı

vmPFC: Ventromedial prefrontal cortex (Bizim için hala prefrontal korteks)

ACG: Anterior cingulate gyrus (prefrontal kortex ile birlikte çalışıyor duygu yönetimi, karar verme, ödül mekanizması konusunda)

Prefrontal korteks sizin duygularınız, alışkanlıklarınız ve rutinleriniz üzerinde söz geçirmenizi sağlayan kısmınızdır. Yeni beyin esnektir hemen öğrenir, eski beyin buna karşılık daha katıdır, daha inatçıdır. O yüzden eski beyini değiştirmek zaman alır, bunun için de planlı olmak, kararlı olmak ve beyinin nasıl işlediğini anlamak önemlidir.

Örneğin Leyla Hanım bu ay artık spora başlamaya, şekeri bırakmaya ve akşamları 1 saat kitap okumaya karar verdi. Yalnız kendisi bu sefer baya kararlı olsa da yine çok büyük ihtimalle daha ilk haftanın sonunu getiremeyecek. Çünkü yeni beyni eski beynine birden çok yükleniyor ve ne zaman aşırı yüklenme hali olursa, dediğim gibi, eski beyin kazanır. Leyla Hanım’ın burada yapması gereken yavaş yavaş başlaması. En kolay başarıyı hangisinde kazanabilir? Şekeri bırakmak mı? İlk hafta hedefi çaya kahveye attığı şekeri yarıya indirmek olsun. Her az şeker attığında kendisini kutlasınçünkü başarı sonuca ulaşmakta değil, o yolda ilerliyor olmakta. Sağlıklı olmak bir sonuç değil bir süreç, her adım bir başarı. İlk hafta şekeri yarıya indirdiğinde artık ikinci hafta yeni bir hedef koyabilir. Bu esnada beynine iki şey öğretti

  1. Daha az şekerle de yaşanıyor, bu kadar kriz yapacak ne var bazal ganglion?
  2. Ben alışkanlıklarımı değiştirmede başarılı bir insanım ve kendimle mutluyum amigdala

Eğer bir anda hepsini yapmaya çalışsaydı ne öğrenecekti

  1. “Aman tanrım şeker yok, spor var, vücut yoruluyor bu bir acil durum olmalı” sinyalleri verecekti eski beyin ve kontrolü ele alacaktı.
  2. Bu değişim sürdürülebilir olmadığı için Leyla Hanım vazgeçecekti ve “Ben başarısızım, neden deniyorum ki, ben kilo veremicem asla” diye düşünecekti.

Adım adım diyorum ya, bir bildiğim var 😉

Ayrıca bitirmeden önce vurgulamak istediğim son şey: Beyin kendini stres altında gördüğünde, yeni beyinden değil eski beyinden komut alır. Bunun sebebi de eski beyin daha hızlı karar verir, daha az enerji tüketir. Bu yüzden sürekli farkındalık diyorum. Bilin ki siz açken, yorgunken eski beyin kararları ele geçirmeye çalışıyor, bu bilginin ışığında “İçimden salata hazırlamak gelmiyor, bu yorgunlukta makarnayı ısıtıp yemek çok iyi bir fikir gibi görünüyor.” dediğinizde eski beyninizin oyunları bunlar, açlığınız yorgunluğunuz geçince yeni beyniniz durumu fark edince üzülürsünüz. Çözümü de hep söylediğim gibi, önceden kararlar alın, tokken ne yiyeceğinize karar verin. Dinlenikken ne zaman spora gideceğinize karar verin.


Benden bugünlük bu kadar. Bu çok önemli bir konu, sorularınız varsa bekliyorum. Dünya Beyin Günü’nüz kutlu olsun.

TL;DR

Beyin üç katmandan oluşuyor.

Sürüngen beyin bağımlılık ya da alışkanlık gibi otomatik şeyleri yönetir. Bir şey zevk veriyorsa yapmaya devam etmek ister, acı veriyorsa yapmaktan kaçınmak ister. Şimdi ve buradadır.

Duygusal beyin koşullanmada sürüngen beyin ile birlikte çalışır. Duygular ve hafıza buradadır. Karar verirken bilinçaltımızdan gelen etkiler buradan gelir.

Sürüngen beyin ve duygusal beyin birlikte eski beyini oluşturur. Eski beyin inatçıdır, değişmesi zaman alır

Yeni beyin prefrontal korteks sayesinde planlar yaparak eski beyine sinyal gönderir. Daha esnektir, daha hızlı değişir.

Eski beyin yüzünden alışkanlıklarımızın değişmesi zaman alır ve stres altındayken baskın davranır, yaptığımız planları uygulayamayız. Bu yüzden az stres zamanlarında alışkanlıklar kazanmak önemlidir.

 

Akademik okuyucuya not: Bu yaklaşım Triune Brain Theory diye geçiyor ve 1960’larda Paul D. MacLean tarafından ortaya atılıyor. Şimdilerde bu 3 katman arasında bu kadar kesin çizgiler kabul edilmiyor, tıpkı evrimde kesin çizgiler olmadığı gibi. Yanı sıra beyin bölgelerinden oldukça basitleştirerek bahsettim. Daha ayrıntılı öğrenmek isteyenlere Neil R. Carlson: Physiology of Behavior kitabını tavsiye ederim.

Referanslar

MacLean, P. D. (1990). The triune brain in evolution: Role in paleocerebral functions. Springer Science & Business Media.

Krain, A. L., & Castellanos, F. X. (2006). Brain development and ADHD.Clinical psychology review26(4), 433-444.