Bayramda sıkça karşılaşılan problemler ve bunlarla nasıl başa çıkılır bunlardan bahsedeceğim. İnstagram’dan sizlere sordum sizlerin cevapları doğrultusunda, bu baltalayıcı düşünceleri nasıl engelleyebilirsiniz olası çözümleri sunuyorum.

Öncelikle burada yazan baltalayıcı düşüncelerden birine sahipseniz, onu bir kağıda yazmanız gerekiyor. Ve altında yazan çözüm aklınıza yattıysa “Evet keşke böyle düşünebilsem o anda da”diyorsanız mutlaka aynı kağıda yazıyorsunuz, o kağıdı yanınıza alıyorsunuz ve o durum geldiğinde açıp okuyorsunuz. Kağıt istemezseniz telefonda da tutabilirsiniz ama yazmalısınız ve okumalısınız.

Bir günden bir şey olmaz, bugün özel bir gün.

Böyle düşündüğünüzde kendinize şunu hatırlatmanızı istiyorum: Bir günden bir şey olur çünkü her gün bir gün. Her seferinde bir günden bir şey olmaz dedikçe pes etme kasımı güçlendiriyorum, karşı koyma kasımı zayıflatıyorum. Bu yüzden bir günden bir şey olmaz demek yerine “Her gün sayılır, bir gün çok gün demek” diyorum, karşı koyma kasımı güçlendiriyorum, pes etme kasımı zayıflatıyorum.

Nasılsa beslenmemi bozdum, daha sonra devam ederim.

Böyle düşündüğünüzde kendinize şunu hatırlatmanızı istiyorum: Bir tane merdivenden tökezlediğimde kendimi merdivenlerden aşağı atmıyorum. Ya da bir parmağımı kestiğimde gidip bütün parmaklarımı kesmiyorum. O zaman neden beslenmemi bir an/akşam/gün bozduğumda hemen kaldığım yerden devam etmek yerine bozmaya devam edeyim? Bir yanlışı daha fazla yanlışla pekiştirerek ne kazanabilirim ki?

Ha iki tane ha üç tane, bir tanede durmadın şimdi niye durasın.

Bu üstteki madde ile aynı mantığa sahip o yüzden: Bir tane merdivenden tökezlediğimde kendimi merdivenlerden aşağı atmıyorum. Ya da bir parmağımı kestiğimde gidip bütün parmaklarımı kesmiyorum. O zaman neden durmam gereken yerde durmadığımı düşündüğümde freni patlamış kamyon gibi davranayım ki. Bir tane de durmadıysam demek ki iki tanede durmalıyım. Bir tanede durmamak tıkınmam için geçerli bir sebep değil.

Bu bayram son, bu bayram geçsin diyete başlarım.

Böyle düşündüğünüzde kendinize şunu hatırlatmanızı istiyorum: Daha önce de bu bayram son dedin, son olmadı. Demek ki bu bayram son demek işe yaramıyor. Bu bayram son dedikçe pes etme kasımı güçlendiriyorum, karşı koyma kasımı zayıflatıyorum. Bu yüzden bu bayram son demek yerine “Geçen bayram sondu.” diyorum, karşı koyma kasımı güçlendiriyorum, pes etme kasımı zayıflatıyorum. Eğer yediklerime dikkat etmek istiyorsam dikkat etmek istiyorum demektir, neden bunu erteleyeyim ki. En iyi zaman şimdi.

Herkes yerken benim dikkat etmem gerekmesi haksızlık.

Böyle düşündüğünüzde kendinize şunu hatırlatmanızı istiyorum: Yiyen herkesin sizinki ile aynı hedefleri var mı? Aynı hedefleri olanlar yedikten sonra sizin gibi hissediyor mu? “Başkalarının nasıl düşündüğünü ve nasıl hissettiğini bilemem çünkü akıl okuyamıyorum. Onların hedefleri ve duyguları nasıl bilmiyorum ve benim için önemli de değil. Ben kendi hedefime ulaşmak istiyorsam hedefime uygun davranmalıyım. Onların hedefine sahip olduğum zaman onların yaptığını yaparım.”

Bu yemekleri bir daha bulamam, her gün ailemle yemiyorum ya.

Böyle düşündüğünüzde kendinize şunu hatırlatmanızı istiyorum: Bu yemekleri bir daha bulabilirim. Hep böyle düşünüyorum ama bir daha buluyorum yine. Aynı zamanda yedikten sonra kendimi çok pişman hissediyorum. Kaçırmak istemediğim yiyeceklerden azar azar alabilirim. Sonuçta önemli olan tadı. Böylece hem yemek istediklerimi yiyebilirim hem de pişman hissetmem. Eğer bir daha bulamam deyip çok miktarda yersem bu deneyimim negatif sonuçlanmış olacak, ben bunu istemiyorum.

Hepsinin tadına bakmak istiyorum.

Böyle düşündüğünüzde kendinize şunu hatırlatmanızı istiyorum: Hepsinin tadına bakabilirim ama tadına bakmak bir ısırık almakla olur. Bir ısırık aldıktan sonra bırakabilecek miyim? Çöpe dökebilecek miyim? Eğer cevabım hayırsa demek ki tadına bakmak istemiyorum hepsini yemek istiyorum. Hepsini yersem sonradan pişman hissedeceğim. Öyleyse pişman hissetmemek için hepsinin tadına bakamam çünkü tadına bakmaya kalktığımda durmayacağım. Öyleyse durmasam da sorun değil dediğim kadarının tadına bakabilirim. Geri kalanların tadına başka zaman bakarım. Mutlaka karşıma bir kez daha çıkarlar.

Ya da: Daha önce hiç görmediğim bir şey mi, tadının nasıl olduğunu bilmiyor muyum? Eğer bilmiyorsam o zaman tadına bakabilirim. Ama daha önceden bildiğim bir şeyse neden tadına bakmak isteyeyim ki? Zaten tadını biliyorum. Tadını bildiğime göre tadına bakmama gerek yok. Kendimi kandırmamalıyım. Eğer yemek istiyorsam, sonradan pişman hissetmeyeceğim kadarını yiyebilirim.

Emeğe saygısızlık olur.

Böyle düşündüğünüzde kendinize şunu hatırlatmanızı istiyorum: Evet birisi bunları hazırlamak için emek verdi. Ancak benim de kendim için hedeflerim var ve ben de emek veriyorum. Neden benim emeklerim onların emeklerinden daha önemsiz olsun ki. Başkasına ayıp olmasın diye yedikçe ben kilo alıyorum, onlara haksızlık olmasın diye kendime haksızlık ediyorum. Öyleyse “Emek harcamışsınız teşekkür ederim ancak ben almayacağım, benim için böylesi daha iyi.” diyeceğim.